SANAYİ SEKTÖRÜNDE KÜÇÜLME
Türkiye,
geçen yıl ortasında başlattığı kademeli olarak sıkılaşan para politikasının
ekonomiyi yavaşlatan sonuçlarını net olarak görmeye başladı. İlk çeyrekte yüzde
5,3 olan ekonominin büyüme hızı ikinci çeyrekte yüzde 2,5’e geriledi.
İlk çeyrekte
yüzde 3.8 büyüyen hizmetler sektörü ikinci çeyrekte yüzde 2.9; ilk çeyrekte
yüzde 11 büyüyen inşaat sektörü ikinci çeyrekte yüzde 6.5; yine ilk çeyrekte
yüzde 4,9 büyüyen tarım sektörü ikinci çeyrekte yüzde 3,7 büyümeye devam etti.
Oysa ilk çeyrekte yüzde 4,2 büyüyen sanayi sektörü ikinci çeyrekte yüzde 1,8
küçüldü. Sanayide ivme kaybı hem sanayi üretim endeksi hem PMİ verilerinde
kendini gösteriyordu.
Büyümenin en
önemli belirleyicisi olan sanayi üretim endeksi yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,5
artış göstermişti. İkinci çeyrekte ise yüzde 1,8 daraldı.
Haziran
ayında 47,9 olan İSO-PMI endeksi, Temmuz’da 47,2’ye geriledi. Böylece
endeksteki gerileme beşinci ayına taşındı. Yeni siparişler, Kasım 2023
seviyesine inerken, son 20 ayın dönemin en sert düşüşünü kaydetti. Yeni
siparişlerdeki yavaşlamayla birlikte istihdam seviyeleri de düşüş gösterdi.
On sektörün
tamamında PMI endeksleri 50’nin altında değer aldı. Önceki ayların aksine gıda
sektörü de negatif bölgeye indi. Yeni siparişler son dokuz ayda ilk kez olmak
üzere takip edilen on sektörün tamamında yavaşlama gösterdi.
Özellikle son aylarda reel kesim (sanayi), güven endeksinde ciddi düşüş var. 6 aydan bu yana kesintisiz düşen reel kesim güveni Covid-19 dönemindeki düzeyine indi.
Reel sektörün
gelecek üç aydaki istihdam beklentisi Ağustos’ta 1,9’a inerek Haziran 2020’den
bu yana en düşük seviyesine geriledi.
Dolayısı ile
sanayide yaşanan küçülme, pek çok öncü göstergenin işaret ettiği bir sonuçtu.
Ancak beklenen bu gelişmenin gerçekleşmiş olması, önemli bir riskin de artık
masanın üzerinde olduğunu gösteriyor. Çünkü kalcı ve istikrarlı bir ekonomik
büyüme için sanayi olmazsa olmaz. Sanayi büyümedikçe kalıcı istihdam artışı
yakalayamayacağımız gibi ihracatı da artıramayız.