EŞEL MOBİL SİSTEMİNE GENEL BİR BAKIŞ
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin gerçekleştirildiği Hürmüz Boğazı’nda İran ve ABD-İsrail savaşına bağlı olarak meydana gelen kaos, kısa süre içerisinde petrol ve doğalgaz fiyatlarında yüksek bir artışa neden oldu. Bu artışla birlikte, arz güvenliğinden kaynaklı navlun ve sigorta giderlerinin de artması hem mikro ölçekte firmaları hem de makro ölçekte ülkeleri olumsuz olarak etkiledi.
Ülke olarak bu artışın olumsuz etkilerini minimum düzeye indirgemek amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığınca bir dizi önlemler alındı:
- Doğalgazın aynı zamanda hammadde olarak kullanıldığı “gübre”’de ithalat vergileri sıfırlandı.
- Stratejik rezerv petrol arzı devreye alındı.
- Akaryakıtta “eşel mobil” sitemi devreye alındı.
Bu yazımızda, yukarıda yer alan önlemlerden “eşel mobil” sistemine daha yakından bakacağız.
Tanımdan başlayacak olursak; eşel mobil kavramının orijinali Fransızcadan geliyor: "échelle mobile". “Hareketli ölçek” anlamına geliyor.
Sözlük tanımı ise “fiyat veya ücretlerin, enflasyon ya da maliyet artışları gibi değişkenlere göre otomatik olarak ayarlanması sistemi” olarak geçiyor.
İlk olarak 1800'lerin başında Fransa'da buğday fiyatları düştüğünde ülkeye dışarıdan tahıl alımını zorlaştırmak amacıyla uygulamaya alındığına dair değişik kaynaklarda veriler mevcut.
Dünya savaşlarından sonra da bazı Avrupa ülkelerince “ücretleri dengelemek” maksadıyla bu sistem uygulamaya alınmış ve ilerleyen dönemlerde de terk edilmiş.
“Akaryakıtta eşel mobil sistemi” ise; akaryakıt fiyatlarında global petrol fiyatları ve döviz kuruna bağlı olarak meydana gelen ani artışların, Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) üzerinden karşılanarak pompa satış fiyatlarına doğrudan yansımasını engellemeyi ve böylelikle tüketici fiyatlarında oluşacak ani dalgalanmaları minimize etmeyi hedefleyen bir mekanizma olarak karşımıza çıkıyor.
Bu sistem ilk olarak ülkemizde 2018 Mayıs ayında devreye alındı. Döviz kuru ve petrol fiyatlarındaki artışların akaryakıt fiyatlarına yansımasını sınırlayan bir mekanizma olarak uygulandı. 2021 yılında da bahse konu uygulama sonlandırılmıştı.
Mart ayı içerisinde yayımlanan Resmi Gazete ile tekrar uygulamaya alınan sistemde; 2 Mart günü baz alındı ve bu tarihten itibaren bazı petrol ürünlerinin fiyatı artarsa, artış tutarının yüzde 75'ine kadar tutarı ÖTV indiriminden karşılanacak. Yani kaba bir hesaplamayla; benzin fiyatında oluşacak 10 liralık bir artışın 7,5 lirası ÖTV indiriminden karşılanacak, böylelikle pompa fiyatına yansıyacak artış sadece 2,5 TL olacaktır.
Böylelikle; Hazine ve Maliye Bakanlığı (ÖTV’nin bütçe içerisindeki payı dikkate alındığında) yüksek miktarda bütçe gelirinden vazgeçmiş ve bunun karşılığında enflasyonu dizginlemiş olacaktır. Bu uygulamanın uzun süre devam ettirilmesinin mümkün olmadığını da söylemeye gerek yok sanırım…
Tersi durumda ise; Hürmüz Boğazında yaşanan bu gerilim bittiğinde ve uluslararası petrol fiyatlarında bir düşüş yaşandığında, bu düşüş doğrudan pompa fiyatlarına indirim olarak yansıtılmayacak; bunun yerine, daha önce tahsilinden vazgeçilen ÖTV miktarı eski seviyesine gelene kadar vergi artırılacaktır. Böylelikle bu sistemin bütçe üzerindeki yükü dengelenmeye çalışılacaktır.
Ekonomi yönetiminin bu dönemde ilk ve en önemli hedefinin “enflasyonu dizginlemek” olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, 2 Mart itibariyle uygulamaya alınan eşel mobil sisteminin ekonomik göstergelere olumlu katkı sağlayacağını öngörmek zor değil. Ama diğer taraftan, umarız Hürmüz Boğazı’nda kaosa sebep olan savaş bir an önce sonlanır ve sistemin bütçeye getireceği yük de minimize edilmiş olur.