PİYASALARDAKİ DALGALANMANIN 5 NEDENİ
Pandemi sonrası dönemde faiz indirimleri ve bilanço
genişletme ile ABD, Euro Bölgesi ve neredeyse tüm ülke piyasaları 2021 ve
2022’de hızla yükseldi. Bunun ardından, yükselen enflasyonu dizginlemek
amacıyla likidite kısıntıları ve faiz artışları ile küresel büyüme yavaşlamaya
başladı. Yakın geçmişte ise gündem
yeniden faiz indirim sürecine evrildi. Bu hepimizin bildiği basit döngü.
Ancak tüm gelişmiş ülke faiz politikaları aynı yönde hareket
etmiyordu. 2016-2024 döneminde Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) politika faizi
eksi yüzde 0,1 düzeyinde tutuldu. Bundan altı ay önce faiz artı yüzde 0,1’e
yükseltildi. 31 Temmuz sabahı ise beklenmedik bir şekilde yüzde 0,25’e çekildi.
Bu 2008’den beri Japonya’daki en yüksek politika faizi. Banka bu artışla
yetinmeyip, tahvil alımlarını 2026’nın ilk çeyreğine kadar her ay 3 trilyon yen
azaltacağını ve önümüzdeki toplantılarda
da faiz artışlarına devam edileceğini duyurdu.
Aynı günün
gecesi açıklanan kararla FED politika faizini piyasa beklentilerine paralel
olarak %5,25-%5,5 aralığında sabit tuttu. Karar metninde istihdama yönelik
risklerin artık enflasyona ilişkin risklerle aynı seviyeye geldiğine işaret
edildi. Powell, yaptığı açıklamada önümüzdeki süreçte enflasyon, ekonomik
büyüme ve istihdama ilişkin verilerin istedikleri şekilde gerçekleşmesi halinde
Eylül’de faiz indirimine gidebileceklerini belirtti.
Şimdi gelelim
son günlerde yaşananlara…
- Dalgalanmanın ilk nedeni Japonya Merkez
Bankasının piyasa rutinini bozmasıydı. Piyasa oyuncuları kredi faizi çok düşük
olan yen cinsinden borçlanıp, bu fonları getirisi yüksek olan alanlarda
kullanıyordu. Faiz artışı, bı borçlanmanın maliyetini artırıp, carry trade
cazibesini azaltmaya başladı. Bu nedenle pozisyonlar bozuldu ve yene olan talep
artmaya başladı. Bu da birkaç hafta önce 160’ın üzerinde olan Dolar/Yen
paritesinin 142’ye kadar düşmesine neden oldu.
- Yatırım pozisyonları ilk önce kripto paralarda
başladı. Bitcoin ve etherium başta olmak üzere çok sayıda sanal parada büyük
satışlar geldi. Satışlar bunun ardından hisse senetlerine sıçradı, sonra da
değerli metallere. Asyadan başlamak üzere borsa endekslerinde yüzde 10’a ulaşan
düşüşler yaşandı.
- FED'in faiz indirimlerine geç kaldığı bir
süredir filizlenen bir endişeydi. Önceki hafta Eylül’de faiz indirimlerine
başlanabileceği yönündeki açıklama hoş karşılansa da, gelen reel veriler
ekonominin yeniden resesyona doğru gittiği fikrini besledi. ABD 2 yıllık tahvil
faizi politika faizinin neredeyse 1,5 puan altına sarktı. Bu 2008’den bu yana
ilk kez görülüyor ve iki anlama geliyor. Bir ABD tahvillerine yönelik iştah çok
güçlü; iki, piyasa FED’in politika faizi düzeyini gerçekçi bulmuyor.
- VIX endeksi son aylarda aşırı düşmüştü. VIX,
S&P500 endeksinin volatilite göstergesidir. Normal piyasa
koşullarında 20 düzeyinde olması beklenir. Ekonomide işler pek de yolunda
değilken endeksin 20 altına inmesi hayra alamet değildir. Öyle de oldu. Bir ay
önce 12’ye kadar gerileyen VİX endeksi 2 Ağustos Cuma günü 30 puana kadar
çıktı. 6 Ağustos Pazartesi ise küresel satış dalgasının etkisiyle 65 puana
sıçradı.
- Yukarıda sayılanlar kadar önemli olmasa da Ortadoğu’da
artan jeopolitik gerilim riskleri artırdı.
Bu beş faktör nedeniyle geçen Cuma ve bu Pazartesi günü
piyasalarda büyük satışlar yaşandı. Pazartesi öğleden sonra ABD hizmetler
sektörü PMI endeksinin beklenenden iyi gelmesi piyasadaki gerilimi bir nebze de
olsa azalttı. Akşam saatlerinde FED üyesi Goolsbee’nin “Ekonomi kötüleşirse FED
bunu düzeltir. Her seçenek önümüzde”
açıklaması da güveni artıran bir başka gelişmeydi.
Bu iki günlük şokun derinleşmesini beklemek için bir neden
görünmüyor. Ancak hiçbirşey olmamış gibi bir iki gün içinde normalleşme de zor.
Önümüzdeki günlerde iniş ve çıkışlarla yeniden piyasalarda bir dengelenme
olabilir. 22 Ağustos’ta Dünya genelinden Merkez Bankaları yöneticileri ABD’de
Jackson Hall toplantılarında buluşacak. Burada verilecek mesajlar piyasaların
normalleşmesi için önemli.