NE ARAMIŞTINIZ
TR
TR EN DE


Genel

NASIL BİR 2025 BEKLİYORUZ?

13/12/2024

2024 yılını tamamlıyoruz. Yıl genelinde ülke ekonomisinde bozulan dengelerin yeniden tesis edilmeye çalışıldığı bir süreç geçirdik. 2021-2023 arasında bozulan cari işlemler hesabı ve bunun finansmanı, azalan döviz rezervleri, artan ülke risk primi ve düşen kredi notu gibi konularda ilerleme sağlandı. Bu süreçte izlenen politikaların doğal bir sonucu olarak, ekonomimizin büyüme hızı yavaşladı ve ithalat tarafında pek çok sektörde gerileme yaşandı.

Henüz enflasyon kanalında arzu edilen sonuçlara ulaşılamamış olsa da; yönün aşağı döndüğünü, hizmet enflasyonundaki katılığın kısmen kırıldığını, üretici fiyatlarında ciddi bir yavaşlama olduğunu görüyoruz. Reel faiz uzun süredir, enflasyonun üzerinde seyrediyor. Mevsimsellikten arındırılmış tüketici enflasyonu ise kademeli olarak iyileşiyor.

Kısa vadede Merkez Bankası faiz indirimlerine başlayacak. Aralık ayında küçük bir indirim için pencere aralanmış durumda. Ancak indirimlerin Ocak’ta başlama ihtimali de var. Ne zaman başlayacak olursa olsun, beklenmedik bir şok gelmez ise, 2025 yılının genelinde politika faizinin yavaş yavaş ve küçük adımlarla indirileceği bir döneme giriyoruz. Uzun süredir yüzde 50 seviyesinde olan politika faizi muhtemelen gelecek yılın sonunda yüzde 30 civarında bir düzeye gerileyecek.


Faiz indirimleri kademeli olarak iç talebin canlanması ve ithalatın da buna uyumlu olarak hafifçe yükselmesi anlamına geliyor. Ancak bunun bir anda olmasını beklememek gerekir.

İhracat tarafında süreç biraz daha belirsiz. En büyük pazarımız olan Avrupa’da ekonomik büyüme bu yılın üzerinde gerçekleşecek. Bu, bölge ülkelerinin ithalatının da artması anlamına geliyor. Ancak sadece bu beklentiye dayanarak Avrupa’ya ihracatta ciddi bir artış yakalayacağımızı söylemek mümkün değil. Zira, Avrupa ekonomisinin önünde iki risk var.

Birincisi, başta Almanya olmak üzere büyük ekonomilerde Çin’den gelen rekabet tehdidinin sanayi sektörlerini olumsuz etkiliyor olması. Bunu daha çok otomotiv sektöründe görüyoruz. Ancak kimya ve çelik gibi sektörlerde de zorlanma var.

İkincisi Trump yönetiminin ilk döneminde uyguladığı tarife artışlarına bu döneminde de devam edeceğine yönelik açıklamalar. Meksika, Kanada, Çin ve AB ülkelerini isim vererek tarife artışları ile uyaran Trump’ın bu sözleri bir uyarı/tehdit ile kalmayacak ve kademeli olarak uygulamaya girecek.

ABD’nin koyacağı ek gümrük verileri, ihracat ülkeler için bir sorun ve bu sadece ihracatları için değil, büyümeleri için de bir sorun. Trump’ın güçlü dolar isteğini geçtiğimiz günlerde tekrarladı. Dolar endeksinin güçlü olması, Euro, Sterlin, Yen cinsinden yapılan ihracatın dolar bazında daha düşük değerler ifade etmesi anlamına geliyor. Dolayısı ile Türkiye ihracat için şimdiden net bir yön tahmini yapmak zor. 

Web sitesi kullanım deneyiminizi iyileştirmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz. Detaylı bilgiye Çerez Politikası’nden erişebilirsiniz.
Onaylıyorum
  
Onaylamıyorum