NE ARAMIŞTINIZ
TR
TR EN DE


Genel

GÜMRÜK VERGİLERİ YÖNÜNDEN İSPAT

10/07/2024

İspat; dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusu ise ispat yükü olarak tanımlanabilir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 187/1. maddesinde;

 “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.” düzenlemesi mevcuttur.

03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; “Vakıa; kendisine hukuki sonuç bağlanmış olaylar” şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.

Hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların gerçekleşip gerçekleşmediğini kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir vakıanın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir.

Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde,

“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde düzenlendiği gibi, usul hukukunun en önemli konularından biri olan ispat yükü kuralı, HMK’nın 190. maddesinde de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.

İdari yargıya ilişkin  mevzuatta ve İdari Yargılama Usul Kanunu’nda ispat yüküne ilişkin olarak herhangi bir hüküm yer almamaktadır. İdari davaların niteliği dikkate alınarak, adli yargıdaki ispata ilişkin kuralların aynen uygulanması pek mümkün değildir. İdari davalarda tarafların iddia ve savunmaları ve de sundukları kanıtlar ile bağlı olmamak kaydıyla re’sen araştırma ilkesi uyarınca hâkime öncelikle kanıtları araştırma ve dosyaya dahil etme olanağı sağlar. Re’sen araştırma ilkesi hâkime maddi olayları belirlenmesi ve delillerin sağlanmasını kapsar.

Vergi hukukunda ise ispat, idari sürece ve yargısal sürece ilişkin olmak üzere iki boyutludur. Gümrük vergileri Vergi Usul Kanunu kapsamında olmadığından buradaki ispat kuralları gümrük vergileri için bağlayıcı değildir.

İdari Yargılama Usul Kanunu ‘nun 20. madde gereği davanın esastan incelemesine geçildikten sonra mahkemeler bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi re’sen yapmak durumunda olduklarından delil ve ispat bakımından re’sen araştırma ilkesi idari yargılama hukukunda önemli bir ilke olarak yerini alır. Re’sen araştırma ilkesiyle davanın taraflarınca sunulmasına veya talebine bağlı olmaksızın her çeşit inceleme ve araştırmanın mahkeme tarafından yapılması sağlanmış olur. Mahkemelerin tarafların sundukları delillerden bağımsız olarak her türlü delili toplama hakları vardır. Bu kapsamda mahkemeler verecekleri karar ile celp edilmesini istedikleri bilgi ve belgelerin gönderilmesini ve her türlü bilginin teminini taraflardan ve ilgili yerlerden isteyebilirler.

Gümrük vergileri Vergi Usul Kanunu gibi ispata ilişkin özel nitelik taşıyan kurallar gümrük vergileri için geçerli değildir. Gümrük işlemlerinin yargılamasında medeni yargılama usulündeki gibi tanık dinleme, yemin verdirme gibi yöntemler kullanılmamaktadır.

Örneğin iptal davalarında, idari işlemin her yönüyle hukuka uygun olduğunu ispatlama yükümlülüğü davacıya değil, davalı idareye düşmektedir. Çünkü iptal davaları, idari işlemlerin iptali için açıldığından, davacı tarafından ispat edilecek maddi bir husus bulunmamaktadır. Aksine kararı alan idari makam, sebep unsurunu teşkil eden maddi olayların varlığını ispatlamak zorundadır. 

İdari davaların niteliği göz önüne alındığında adli yargıdaki ispata ilişkin kuraların aynen uygulanması pek mümkün olmaz. Hukuk yargısında taraflar kendi iddialarını ispatla mükellefken iptal ve tam yargı davalarında böyle değildir. İdari yargıda, taraflar arasındaki dengesizlik, kişilerin idareye karşı korunması gibi nedenlerle kanıtlama yükünü saptama bakımından mahkemelere geniş yetkiler tanınmıştır. İdare dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunu ortaya koymak durumundadır. İşlemle ilişkin bilgi ve belgelerin idarenin elinde olması işlemin hukuka uygunluğu ortaya koymak bakımından bir dayanaktır.

Vergi Usul Kanunu’nda işlemlerin idari aşamada ispat kuralları bakımından “iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durum” ölçüsüne yer verilmişken gümrük vergilerinde böyle bir ispat kuralına yer verilmemiş, İdari Yargılama Usul Kanunu’nda yer alan ispat kuralları geçerli kabul edilmiştir. Gümrük vergisi bakımından vergiyi doğuran olay yükümlülüğünün meydana gelmesidir.

Vergi Usul Kanunu kapsamına giren vergilerin idari süreci bakımından Vergi Usul Kanunu m. 3’de özel düzenlemeler getirilmiştir. Ancak Gümrük vergileri, Vergi Usul Kanunu kapsamında olmadığından Vergi Usul Kanunu’ndaki ispata ilişkin özel nitelik taşıyan kuralların gümrük vergileri için geçerli ve bağlayıcı sayılmaması gerekir. Bu nedenle gümrük işlemlerinin yargılamasında medeni yargılama usulüne has tanık dinleme, yemin verdirme gibi yöntemler kullanılamaz. Gümrük vergileri bakımından idari yargılama için geçerli delillerin (ispat araçlarının) gümrük vergileri için geçerli olacağı söylenebilir. Bununla beraber Gümrük Kanunu m. 162’deki “Eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine getirilmesi veya geri gelmesi ya da bir gümrük rejimine tabi tutulması halinde….onay belgesinin, eşyanın gümrük statüsünün tespitinde kanıt olarak kullanılacağı” şeklinde sınırlandırıldığı Kanun’da açıkça görülmektedir. 

Web sitesi kullanım deneyiminizi iyileştirmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz. Detaylı bilgiye Çerez Politikası’nden erişebilirsiniz.
Onaylıyorum
  
Onaylamıyorum