GÜMRÜK VERGİLERİ YÖNÜNDEN İSPAT
İspat; dava konusu edilen bir hakkın ve buna karşı yapılan
savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi
işlemidir. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi
gerektiği konusu ise ispat yükü olarak tanımlanabilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 187/1.
maddesinde;
“İspatın konusunu
tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek
çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.”
düzenlemesi mevcuttur.
03.03.2017 tarihli ve 2015/2 E., 2017/1 K. sayılı Yargıtay
İçtihadı Birleştirme Kararında; “Vakıa; kendisine hukuki sonuç bağlanmış
olaylar” şeklinde tanımlanmıştır. İspatı gereken olaylar, olumlu vakıalar
olabileceği gibi olumsuz vakıalar da olabilir.
Hâkim, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan vakıaların
gerçekleşip gerçekleşmediğini kural olarak kendiliğinden araştıramaz. Bir
vakıanın gerçekleşip gerçekleşmediğini taraflar ispat etmelidir.
Bir davada ispat yükünün hangi tarafa ait olacağı hususu
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesinde,
“Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her
biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” şeklinde
düzenlendiği gibi, usul hukukunun en önemli konularından biri olan ispat yükü
kuralı, HMK’nın 190. maddesinde de “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme
bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak
çıkaran tarafa aittir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.
İdari
yargıya ilişkin mevzuatta ve İdari
Yargılama Usul Kanunu’nda ispat yüküne ilişkin olarak herhangi bir hüküm yer
almamaktadır. İdari davaların niteliği dikkate alınarak, adli yargıdaki ispata
ilişkin kuralların aynen uygulanması pek mümkün değildir. İdari davalarda tarafların
iddia ve savunmaları ve de sundukları kanıtlar ile bağlı olmamak kaydıyla
re’sen araştırma ilkesi uyarınca hâkime öncelikle kanıtları araştırma ve
dosyaya dahil etme olanağı sağlar. Re’sen araştırma ilkesi hâkime maddi
olayları belirlenmesi ve delillerin sağlanmasını kapsar.
Vergi
hukukunda ise ispat, idari sürece ve yargısal sürece ilişkin olmak üzere iki
boyutludur. Gümrük vergileri Vergi Usul Kanunu kapsamında olmadığından buradaki
ispat kuralları gümrük vergileri için bağlayıcı değildir.
İdari
Yargılama Usul Kanunu ‘nun 20. madde gereği davanın esastan incelemesine
geçildikten sonra mahkemeler bakmakta oldukları davalara ait her türlü
incelemeyi re’sen yapmak durumunda olduklarından delil ve ispat bakımından
re’sen araştırma ilkesi idari yargılama hukukunda önemli bir ilke olarak yerini
alır. Re’sen araştırma ilkesiyle davanın taraflarınca sunulmasına veya talebine
bağlı olmaksızın her çeşit inceleme ve araştırmanın mahkeme tarafından
yapılması sağlanmış olur. Mahkemelerin tarafların sundukları delillerden
bağımsız olarak her türlü delili toplama hakları vardır. Bu kapsamda mahkemeler
verecekleri karar ile celp edilmesini istedikleri bilgi ve belgelerin
gönderilmesini ve her türlü bilginin teminini taraflardan ve ilgili yerlerden
isteyebilirler.
Gümrük vergileri Vergi Usul Kanunu gibi
ispata ilişkin özel nitelik taşıyan kurallar gümrük vergileri için geçerli değildir.
Gümrük işlemlerinin yargılamasında medeni yargılama usulündeki gibi tanık
dinleme, yemin verdirme gibi yöntemler kullanılmamaktadır.
Örneğin iptal davalarında,
idari işlemin her yönüyle hukuka uygun olduğunu ispatlama yükümlülüğü davacıya
değil, davalı idareye düşmektedir. Çünkü iptal davaları, idari işlemlerin
iptali için açıldığından, davacı tarafından ispat edilecek maddi bir husus bulunmamaktadır.
Aksine kararı alan idari makam, sebep unsurunu teşkil eden maddi olayların
varlığını ispatlamak zorundadır.
İdari davaların niteliği göz önüne
alındığında adli yargıdaki ispata ilişkin kuraların aynen uygulanması pek
mümkün olmaz. Hukuk
yargısında taraflar kendi iddialarını ispatla mükellefken iptal ve tam yargı
davalarında böyle değildir. İdari yargıda, taraflar arasındaki dengesizlik,
kişilerin idareye karşı korunması gibi nedenlerle kanıtlama yükünü saptama
bakımından mahkemelere geniş yetkiler tanınmıştır. İdare dava konusu işlemin
hukuka uygun olduğunu ortaya koymak durumundadır. İşlemle ilişkin bilgi ve belgelerin
idarenin elinde olması işlemin hukuka uygunluğu ortaya koymak bakımından bir
dayanaktır.
Vergi
Usul Kanunu’nda işlemlerin idari aşamada ispat kuralları bakımından “iktisadi,
ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad
olmayan bir durum” ölçüsüne yer verilmişken gümrük vergilerinde böyle bir ispat
kuralına yer verilmemiş, İdari Yargılama Usul Kanunu’nda yer alan ispat
kuralları geçerli kabul edilmiştir. Gümrük vergisi bakımından vergiyi doğuran
olay yükümlülüğünün meydana gelmesidir.
Vergi
Usul Kanunu kapsamına giren vergilerin idari süreci bakımından Vergi Usul Kanunu
m. 3’de özel düzenlemeler getirilmiştir. Ancak Gümrük vergileri, Vergi Usul Kanunu
kapsamında olmadığından Vergi Usul Kanunu’ndaki ispata ilişkin özel nitelik
taşıyan kuralların gümrük vergileri için geçerli ve bağlayıcı sayılmaması
gerekir. Bu nedenle gümrük işlemlerinin yargılamasında medeni yargılama usulüne
has tanık dinleme, yemin verdirme gibi yöntemler kullanılamaz. Gümrük vergileri
bakımından idari yargılama için geçerli delillerin (ispat araçlarının) gümrük
vergileri için geçerli olacağı söylenebilir. Bununla beraber Gümrük Kanunu m.
162’deki “Eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesine getirilmesi veya geri gelmesi ya da
bir gümrük rejimine tabi tutulması halinde….onay belgesinin, eşyanın gümrük
statüsünün tespitinde kanıt olarak kullanılacağı” şeklinde sınırlandırıldığı
Kanun’da açıkça görülmektedir.