EBEVEYNLERİN İŞ VE ÖZEL YAŞAM DENGESİ
Günümüze baktığımızda çocuklara daha nitelikli bir gelecek sunabilmek adına hem anneler hem de babalar iş hayatında varlığını sürdürüyor. Özellikle büyük şehirlerde her iki ebeveynin çalışması neredeyse bir gereklilik halini almış durumda.
Rekabetin yoğun olduğu sektörlerde ebeveynlerin işe ara vermesi, geriye döndüğünde olduğu yerden devam etme şansını zorlaştırıyor. Hal böyle olunca ebeveynler iş ve özel yaşam dengesini kurma konusunda zorluk yaşıyor. Hem anne, baba; hem iş insanı; hem partner; hem birey olarak farklı kimlikleri temsil etmek durumunda kalmak bu kişilerin stres yaşamasına ve kendilerini yetersiz hissetmesine sebebiyet veriyor.
Bu yetersizlik hissi çoğu zaman bireyi bir kısır döngü içerisine sokuyor ve devamında farklı sorumluluklarına karşı daha fazla ihmalkârlıkla karşılaşabiliyoruz. Uzun vadede bireyin yaşamdan aldığı doyum düşüyor, motivasyonu azalabiliyor.
Araştırmalara baktığımızda çalışan ebeveyn olmanın çocuğun gelişimine zarar verdiğine dair bir kanıt yoktur. Ebeveynin çalışıyor olması, çocuğu duygusal, bilişsel, fiziksel ve sosyal anlamda olumsuz etkilemiyor. Ancak ne var ki toplum baskısı, kültürel kodlar, ebeveynin kendi içsel değerlendirmesi gibi faktörler yetersizlik duygusunu tetikliyor. Ebeveyn çalışsın ya da çalışmasın; önemli olan çocuk ile geçirilen zamanın kaliteli olmasına özen göstermektir. Geçirilen zaman kısıtlı da olsa bazı noktalara dikkat ederek çocuğunuzla sağlıklı bir bağ kurabilir ve onun sağlıklı bir birey olarak yetişmesine yardımcı olabilirsiniz.
Ebeveynin kendisine yüklenmiş farklı rollerin önem derecesini belirlemesi ve her bir rol içerisindeyken kendisini role tam olarak vermesi en önemli husustur. Yani aslında niceliğe değil niteliğe odaklanmak gerekir. Buna bağlı olarak iyi bir zaman yönetimi planlamak ve sınırları iyi çizmek de gerekir.
Biraz daha açacak olursak; örneğin çocuğunuza ayırdığınız zamanı tamamen ona odaklanarak geçirmeye dikkat edin, bu esnada başka şeylerle (telefon, tv vb.) ilgilenmemeye özen gösterin. Çocuğunuzla göz teması kurun, birlikte geçirdiğiniz süre içerisinde onu duygularını paylaşmaya teşvik edin, bunun için gerekirse yansıtma ve oyun yolunu kulanın. Elbette bunun saatlerce sürmesi gerekmiyor.
“1 saat beraber oynadıktan sonra kendi işimi yapmam gerekiyor, 1 saatin sonunda sen kendin oynamaya devam edebilirsin.” şeklinde bir cümleyle sağlıklı bir sınır da çizmiş olursunuz. Bunu yaparken tutarlı olmaya özen gösterin.
Özellikle iki ebeveynin de çalıştığı durumda işler daha da zorlayıcı olabilmektedir. Çünkü işten eve dönen anne baba için tek sorumluluk çocuklarıyla vakit geçirmek değildir. Evin temizliği, düzeni, yemeği vb. gibi konulara sorumluluğun paylaşılması, eşlerin birbirine yardımcı olması önemlidir. Bunu yaparken eşlerin birbirlerine karşı açık iletişim yolunu kullanması, ihtiyaçlarını birbirlerine doğrudan ifade edebilmesi işleri kolaylaştıracaktır. Ayrıca çocukların da yaşına ve yeteneğine göre bu sorumluluklara belirli bir düzey katılımını teşvik etmek sosyal ve davranışsal anlamda gelişmesi açısından önemlidir. Çocuklarını yalnız büyüten ebeveynler bu sorumlulukların belirli bir kısmını -yine çocuğun yaşına ve yeteneğine göre- yaratıcı bir aktiviteye dönüştürerek, oyunlaştırarak çocuklarıyla geçirdikleri kaliteli bir zaman olarak değerlendirebilirler. Ayrıca bu kişiler yakınlarından ve diğer aile bireylerinden yardım istemekten çekinmemelidir.
Özellikle sosyal medya kullanımının da yaygınlaşmasıyla birlikte ne yazık ki ebeveynlik konusunda doğru olmayan pek çok bilgi daha erişilebilir hale geldi. Hal böyle olunca ebeveynlik ve yetersizlik/suçluluk duyguları su götürmez bir ikili gibi oldular. En başta da bahsetmiş olduğum gibi yetersizlik/suçluluk hisleri bizleri bir kısır döngü içerisine sokar ve bu da beraberinde daha ihmalkâr olmayı getirir. Bu duyguların bizi nasıl etkilediğini fark edip bu duygulara teslim olmak yerine duyguları doğru yönetmeyi öğrenmek gerekir. Ne yaparsak yapalım hep daha iyisi olabilir; ama çocuğun ihtiyacı olan en iyisi değil; yeterince iyisidir. Yeterince iyi ebeveyn olmak, ebeveyn olarak elimizden geleni yapmak için her bir rolümüze yeterince zaman ayırmak; her bir kimliğimizin ihtiyacını yeterince karşılamak gerekir. Elbette ki bu “yeterince”nin sınırlarını önceliklerinizi belirledikten sonra kendinize göre çizebilirsiniz.
Hayat bir yandan akıp giderken, çocuklar büyür bizler yaş
alırken neleri kaçırdığınıza değil neleri başardığınıza bir
bakın. Bu kadar farklı rolü bir bedende üstlenip elinizden
gelenin en iyisini ortaya koymaya çabalarken arada bir
durun; bir derin nefes alın ve kendinizi tebrik edin.