DEĞİŞİMİN FARKINDA MIYIZ?
Yaşarken hissetmek zor ancak küresel konjonktürde son birkaç yılda yaşanan gelişmeleri, hayatın olağan akışına uygun görmek yanlış olur. Yakın geçmişte neler oldu hatırlayalım…
- Teknoloji yatırımlarının hızlanması,
- Teknoloji şirketlerinin piyasa değerlerinin trilyon doların üzerine çıkması,
- Yapay zeka alanındaki gelişmelerin gündelik hayatı doğrudan değiştirmeye başlaması,
- Küresel savunma harcamalarının hızla yükselmesi.
- ABD’nin gümrük vergilerini artırması
- ABD dolarının küresel değerinin 2025 başından bu yana yüzde 12 gerilemesi
- Dolara olan güvenin gerilemesi ile altın ve gümüşten sonra, diğer metal fiyatlarında ani artışlar yaşanması
- ABD-AB ilişkilerinin Grönland sebebiyle gerginleşmesi
- ABD dışındaki ülkelerin kendi aralarındaki ilişkilerin güçlenmesi.
Birbiri ile ilgisiz gibi görünen bu başlıklardan her biri aslında bir diğeri ile ilişkili olabilir. Kesin olan bir şey varsa, küresel ekonomi sisteminde hızlı bir değişim yaşanıyor. Trump kalan 3 yılda aynı politikaları devam ettirecekse, küresel belirsizlik de yüksek kalmaya devam edecek demektir. Hindistan ile STA müzakerelerini 20 yıldır sürdüren AB, son gelişmelerden sonra bir anda anlaşmayı imzaladı. Aynı şekilde Mercosur ile de STA sürecinin sonuna gelindi.
Sonucun nereye varacağını, yenilenen yapının neye benzeyeceğini söylemek güç. Kesin olan başka bir şey de Türkiye’nin bu dönemde önemli ve etkili bir aktör olması gerektiği.
Hatırlarsanız Covid-19 döneminde küresel tedarik zincirlerinde ciddi bir kırılma yaşandı ve ülkeler Uzak-Doğu’dan tedarik yerine daha yakın coğrafyalardan tedarik yoluna yöneldi. Batı, daha yakın pazarlardan ve müttefiklerden tedarik etmenin sadece ekonomik aktivitenin değil, gündelik hayatında sürdürülebilirliği için ne kadar kritik olduğuna şahit oldu.
Coğrafi konumu, bölgedeki tüm devletler ile iyi ilişkiler içinde olması, gelişmiş pazarlara yakınlığı, gelişmiş liman altyapısı, kara ve demir yolu bağlantıları, hava kargo kapasitesi ve her ne kadar istenen hızda ilerlemiyor olsa da makro ekonomik göstergelerdeki iyileşme Türkiye’nin görünümünü destekliyor ve büyük resim içinde, küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılanmasında stratejik bir aday ülke olarak öne çıkıyor.
Doğru politikalar ve uzun vadeli bir vizyonla Türkiye, yalnızca küresel tedarik zincirlerinde bir üretim merkezi değil; aynı zamanda yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve güvenilir bir bölgesel merkez konumuna yükselebilir. Bu süreç, tarım, sanayi ve dış ticaret politikalarında daha agresif bir tutum içinde olmamızı gerektirecektir.