Dâhilde İşleme Rejiminde Yapılan Son Değişiklikler
Dahilde İşleme Rejimini en basit
ifadeyle; “serbest dolaşımda olmayan eşyanın, Türkiye Gümrük Bölgesi içerisinde
işleme faaliyetine tabi tutulmak üzere geçici ithal edilmesi ve işleme
faaliyeti sonrasında elde edilen işlem görmüş ürünün yeniden ihraç edilmesi esasına
dayanan bir gümrük rejimidir” şeklinde tanımlayabiliriz. İstatistiklerimize
baktığımızda dış ticaretimizin neredeyse yarısını bu rejim üzerinden
gerçekleştirdiğimizi görmekteyiz. İthalata dayalı büyüme modelini benimseyen
ülkemizde söz konusu rejim ve bu rejimin sağladığı teşvikler ve kolaylıklar
daha da ön plana çıkıyor.
Bilindiği üzere rejim, “Şartlı
muafiyet” ve “geri ödeme” olarak iki sisteme ayrılıyor. Bunlardan ithalat
vergilerinin başlangıçta teminata bağlandığı ve ihracatın gerçekleşmesini müteakip
teminatın çözüldüğü sistem “şartlı muafiyet”, ithalat vergilerinin ithal anında
ödendiği ve ihracatın gerçekleşmesini müteakip söz konusu vergilerin iade
edildiği sistem de “geri ödeme” sistemi olarak tanımlanmakta.
Rejim her ne kadar ithalat vergilerinin
teminata bağlanması, ticaret politikası önlemlerine tabi olmama gibi teşvikler
sunmuş olsa da, kullanılırken çok dikkatli olunmalı. Çünkü rejim ihlalleri
halinde Gümrük Kanununu çok ağır para cezaları öngörmekte (gümrüklenmiş değerin
iki katı) ve hatta 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücade Kanunu kapsamında adli süreç
ile karşı karşıya kalınabilmektedir.
14.09.2022
tarihli 2022/6 sayılı İhracat Tebliği ile Yapılan Değişiklikler
14.09.2022 tarihli Resmi Gazete’de söz
konusu değişiklikler yapılmış, akabinde konunun daha iyi anlaşılması ve
detaylandırılması adına İhracat Genel Müdürlüğünce 15.09.2022 sayılı 78163793
sayılı dağıtımlı yazı kaleme alınmıştır.
Değişikliklere baktığımızda en önemli
değişikliğin “Belge Kapsamında İşlem Görmüş Ürün Bünyesinde Kullanılan İthal
Eşyasına İlişkin Hak ve Yükümlülüklerin Devri” başlıklı değişiklik olduğu
görülmektedir. Tasarruflu yazıda bu değişikliğin amacının “firmaların dâhilde
işleme izin belgesi kapsamında getirdikleri eşyanın yarı mamul olarak ihraç
edilmesinden ziyade, yurt içinde işlem görme sürecini artırmak suretiyle katma
değerli bir şekilde mamul eşya olarak ihraç edilmesini sağlamak, dolayısıyla
ülke ekonomisine ve istihdama sağlanan katkıyı artırmak, devralan belge sahibi
firmanın ithalattan ziyade yurt içinden mal tedarikini teşvik etmek” olduğu
vurgulanmış, ayrıca söz konusu yeni uygulama ile dâhilde işleme rejiminden
faydalanan ve Bakanlıkça belirlenen kriterleri sağlayan firmaların üretimlerini
ithal girdiler yerine yurt içinden temin ettikleri mallar ile
gerçekleştirmeleri; bu suretle ülkemizde elde edilen katma değerin artırılması
ve ithalata bağımlılığın azaltılmasının hedeflendiği belirtilmiştir.
Diğer önemli değişikliklere göz
attığımızda; döviz kullanım oranı ve özel şart ihlali yapan belge/izin sahibi
indirimli teminat hakkına sahip firmalarca yapılan ihlallerde karşılaşılacak
müeyyidelere açıklık getirildiği, önceden ihracat veya önceden ithalat özel
şartlarının ihlali durumunda ihlali gerçekleştiren firmaya yönelik
müeyyidelerin düzenlendiği, ilaç etken maddeleri bedelsiz ithalat işlemlerinin Dâhilde
İşleme İzin Belgesi kapsamında yürütülebilmesine imkân sağlandığı, “genel
salgın hastalık” durumunun mücbir sebep ve fevkalade haller kapsamında
değerlendirildiği, temsilci vasıtasıyla yapılan ithalatta temsilcinin,
beyanname konusu eşyanın ithalatı esnasında alınmayan vergiden, belge/izin
sahibi firma ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu hususlarına
yer verildiği görülmektedir.
Yukarıda
yer verilen değişikliklerin, özellikle de “belgeden belgeye satış” konulu
değişikliğin ekonomiye canlılık ve fayda sağlayacağı, ithalata olan
bağımlılığımızı bir nebze de olsa azaltacağı çok açık. Ancak bahse konu
uygulama, faydalı olduğu kadar suistimale de açık bir uygulama olabilir, bunu
zaman gösterecek. Geçmiş dönemlerde görüldü ki bu tür “idarenin takibini
zorlaştıracak” uygulamalar, maalesef kötü niyetli ticaret erbabının iştahını
kabartmakta. Bu nedenle bu uygulamanın gümrük idaresi tarafından sıkı bir
şekilde takibinin yapılması ve belirli periyotlarla denetime tabi tutulması kanaatimizce
yerinde olacaktır.