BEYANNAME KUTUCUĞU DOLDUR(AMA)MAKTAN KAYNAKLI USULSÜZLÜK CEZALARI
Neredeyse her teftiş döneminde veya sonradan
kontrol incelemelerinde Müfettişler tarafından tanzim edilen raporlarda,
beyanname kutucuklarının yanlış doldurulmasından kaynaklı firmalara çok sayıda
usulsüzlük cezaları öngörülmekte. Her ne kadar usulsüzlük cezası meblağ olarak
az gözükse de (2022 yılı için 235,00 TL), söz konusu ceza beyanname başına
düzenlendiğinden beyanname sayısı fazla olan firmalar yüklü cezalarla
karşılaşabiliyor.
Bu yazımızda, son dönemlerde gündem oluşturan usulsüzlük cezalarına başlıklar halinde değinilecek, idarenin bu cezalara karşı tasarrufu ve firmalarca oluşturulabilecek çözüm önerilerine de kısaca yer verilecektir.
1- İthalatta
Alıcı-Satıcı Arasındaki İlişkinin Beyan Edilmemesi:
Hemen hemen her teftiş döneminde veya
sonradan kontrol incelemesinde gündemden hiç düşmeyen (ve bu gidişle gündemde
kalmaya da devam edecek) bir ceza maddesi “İthalatta Alıcı-Satıcı Arasındaki
İlişkinin Beyan Edilmemesi”. Gümrük Kanunun 241/3-b maddesinde; vergi kaybı
doğurmamasına karşın Kanunun 24 üncü maddesine göre birbirleriyle ilişkisi bulunan
kişiler arasında bir satış işlemi olması ve bu ilişkinin beyan edilmemesi
durumunda usulsüzlük cezasının iki kat olarak uygulanacağı hüküm altına
alınmıştır. Dolayısıyla Gümrük Yönetmeliğinin 55’nci maddesi kapsamında, satıcı
firma ile arasında “ilişki” olduğu halde bunu beyan etmeyen ithalatçı firmalar
yürürlükteki mevzuat hükümleri gereğince beyanname başına 470,00 TL usulsüzlük
cezası ile karşı karşıya kalacaklardır.
Eğer ki her iki firma arasında gerçekten
herhangi bir ”ilişki” durumu yoksa ve firma bunu gerekli bilgi-belgelerle
(örneğin YMM raporu) ispat edebiliyorsa “itiraz” müessesesinin kullanılmasının,
aksi halde uzlaşmaya başvurulmasının yerinde olacağı düşünülmektedir.
2- İhracatta
Alıcı-Satıcı Arasındaki İlişkinin Beyan Edilmemesi:
İlk defa 2017 yılı teftiş döneminde
öngörülen bir ceza maddesi “İhracatta Alıcı-Satıcı Arasındaki İlişkinin Beyan
Edilmemesi”. Müfettişlerce; “Sistem üzerinden doldurulan beyannamelerde
alıcı-satıcı ilişkisine ilişkin bölümün doldurulması zorunlu bölümlerden olduğu
ve söz konusu beyan yapılmadan beyannamenin tescil edilemediği, bu nedenle
alıcı-satıcı arasında ilişki olduğu halde, 'alıcı-satıcı arasında ilişki yok'
şeklinde beyan edilen beyannamelere ilişkin olarak, Gümrük Yönetmeliğinin
Ek-82'nin 7 inci maddesinden bahisle Gümrük Kanununun 241 inci maddesi
gereğince cezai işlem tatbik edilmesi” talimatı üzerine firmalara geçmiş
dönemde çok sayıda usulsüzlük cezası tatbik edilmişti. Bu ceza maddesini bir
önceki ceza maddesinden (İthalatta Alıcı-Satıcı Arasındaki İlişkinin Beyan
Edilmemesi) ayıran en temel fark;
ithalatta ilişki durumunun doğru bir şekilde beyan edilmesi Gümrük Kanunun
241’nci maddesinde açıkça hüküm altına alınmış iken, (vergilendirmeyi
etkileyecek bir durum olmadığından) ihracatta böyle bir açık hükmün
bulunmamasıdır. Zaten Müfettişlerce eleştiri konusu yapılan durum da
“beyannamenin yürülükteki mevzuat hükümlerine göre uygun olarak doldurulmaması”
durumu olup, dolayısıyla ithalatta ilişki durumunun yanlış beyan edilmesi
durumunun aksine, ihracatta beyanname başına tek kat usulsüzlük cezası ile
karşı karşıya kalınmaktadır.
Yine aynı şekilde; eğer ki her iki firma arasında gerçekten
herhangi bir ”ilişki” durumu yoksa ve firma bunu gerekli bilgi-belgelerle
(örneğin YMM raporu) ispat edebiliyorsa “itiraz” müessesesinin kullanılması,
aksi halde uzlaşmaya başvurulması yerinde olacaktır.
3- Beyannamede
24 Nolu İşlemin Niteliği Bölümünün Yanlış Beyan Edilmesi:
Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 2014/1
sayılı Genelgesi’nde yer alan “Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı (TÜİK)
tarafından, ticari (adi) kiralama ya da finansal kiralama yoluyla ithal edilen
eşyanın gerek dış ticaret istatistiklerine gerekse ödemeler dengesi hesaplarına
daha sağlıklı yansıtılmasının gerektiği; bu nedenle ticari (adi) kiralama ile
ithal edilen eşyanın, kira süresi sonunda yeniden ihraç edileceği için dış
ticaret istatistiklerine dahil edilmediği; ancak ödemeler dengesi hesapları
için ayrı kayıt edilerek raporlandığı; beyannamenin 24 numaralı alanındaki
sözleşme kodlarının finansal kiralama için "15", ticari (adi)
kiralama için "91" olarak kullanılması gerektiği; söz konusu sözleşme
kodlarının doğru olarak beyan edilmemesi nedeniyle finansal kiralama ile
yapılan ithalatları sağlıklı tespit etmenin mümkün olmadığı; bu nedenle zaman zaman
dış ticaret değerlerinde geriye dönük düzeltmeler yapılması gerektiği; finansal
kiralama yoluyla yapılan geçici ithalatta, Gümrük Yönetmeliği eki Gümrük
Beyannamesi Kullanma Talimatı EK 14 kapsamında Bakanlığımız web sayfasında yer
alan "İşlemin Niteliğine İlişkin Kodlar" içinde yer alan sözleşme
kodlarının doğru şekilde beyan edilmesi istenilmektedir.” hükmü gereğince
beyannamenin 24 nolu hanesinde hangi kodların kullanılacağı Ticaret Bakanlığı
web sayfasında yayınlanmaktadır. Dolayısıyla beyannamenin 24 nolu işlemin
niteliği bölümünün, beyan edilen rejimlerle uyumsuz olarak beyan edildiğinin
Müfettişlerce veya idarece tespit edilmesi halinde, Gümrük Yönetmeliğinin
Ek-82/7 nci maddesinden bahisle (Ceza gerektiren başkaca bir durum bulunmaması
kaydıyla, Gümrük Beyannamesinin Ek:14’e uygun olarak doldurulmaması) Gümrük
Kanununun 241’nci maddesi uyarınca firmalara tek kat usulsüzlük cezası tatbik
edilecektir. Söz konusu ceza kararının yoğun olarak düzenlendiği dönemde
firmalar genel olarak uzlaşma yolunu izlemişler, idarenin açık bir şekilde
hatalı olarak düzenlediği (4000 beyan edilmesine karşın Ceza Kararlarında 5300
rejim kodundan bahsedilmesi vb.) ceza kararlarına karşı ise itiraz müessesesini
kullanmışlardır.
4- Beyannamede
9 Nolu “Mali Sorumlu Kişi” Bölümünün Yanlış Beyan Edilmesi:
Son dönemlerde yapılan incelemelerde,
firmalar tarafından beyanname oluşturulurken yanlış beyan edildiği iddia edilen
bir konu da 9 Nolu Bölüm olan “Mali Sorumlu Kişi” bölümü. Beyannamenin ilgili
bölümünün doldurulması ile alakalı olarak; Gümrük Yönetmeliği Ek-14’te
“İthalatçının/ihracatçının yeminli mali müşavirinin veya mali müşavirinin ya da
serbest muhasebecisinin adı, soyadı ve vergi numarası yazılır.” Hükmü yer
almaktadır. Buradan hareketle, söz konusu kutuda ithalatçı veya ihracatçı
firmaların kendi isimlerinin beyan edildiğinin Müfettişlerce/İdarece tespit
edilmesi halinde Gümrük Yönetmeliğinin Ek-82/7 nci maddesinden bahisle Gümrük
Kanununun 241’nci maddesi uyarınca firmalara tek kat usulsüzlük cezası tatbik
edilmiştir ve tatbik edilmeye de devam edilmektedir.
Diğer taraftan firmalarca söz konusu ceza
kararlarına karşı yoğun bir itiraz ve idare nezdinde sızlanma mevcuttur. Şöyle
ki; ülkemizin de taraf olduğu “Eşya Ticaretindeki İşlemlerin Basitleştirmesine
İlişkin Sözleşme” hükümlerine göre bahse konu kutucuğun doldurulmasının hem
ihtiyari olduğu, hem de – uluslararası
emsalinden tam olarak çevirisi yapıldığında- anılan kutucuğa “mali sorumlu
kişi”nin değil, “işlemle ilgili döviz transferinden veya ülkeye geri
getirilmesinden sorumlu kişi”nin kaydedilmesinin gerektiği savunulmaktadır. Söz
konusu ihtilaf halen devam ettiğinden; mağduriyetin önüne geçilebilmesi adına
önümüzdeki günlerde Bakanlık Makamınca yeni bir idari düzenlemenin getirileceği
yönünde çoğu firma nezdinde beklenti hasıl olmuştur. Diğer taraftan anılan
durum netleşene kadar firmalarca uzlaşma ve/veya itiraz müessesinin
kullanılması yerinde olacaktır.
5- Beyannamede
20 Nolu “Teslim Şekli” Bölümünün Yanlış Beyan Edilmesi:
Bugünlerde gümrük gündemini en fazla
meşgul eden konulardan biri: “Beyannamede Teslim Şekli bölümünün yanlış beyan
edilmesi”. Çünkü neredeyse her firmayı ilgilendiren ve beyanname sayısı fazla
olan firmaları da çok yüklü ceza kararları ile karşı karşıya bırakabilecek bir
tespit. Müfettişlerce yapılan incelemelerde; sadece deniz yolunda
kullanılabilen FOB, CIF, FAS ve CFR gibi teslim şekillerinin, kara veya
havayolu ile gelen eşyanın gümrük işlemlerinde beyan edildiğinin tespit
edilmesi üzerine, gümrük idaresi tarafından firmalara Gümrük Yönetmeliği EK:
82/7’den hareketle Gümrük Kanununun 241’nci maddesi uyarınca tek kat usulsüzlük
cezası tatbik edilmiştir.
Ancak söz konusu tespite ilişkin gümrük
camiasında çok yoğun bir itiraz bulunmaktadır. Genel görüş; gelen fatura ile
beyannamede beyan edilen teslim şeklinin uyumlu olduğu durumlarda, sırf
beyannamenin incoterms kurallarına uygun olarak
düzenlenmediği gerekçesiyle ceza düzenlemenin adil bir uygulama olmadığı
yönündedir.
Ayrıca;
- Milletlerarası
Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmasının
(Viyana Satım Sözleşmesi)(CISG) hükümleri gereğince; bir sözleşmede veya
faturada mutlak suretle teslim şeklinin bulunmasının zorunlu olmadığı, sözleşme
serbestisi ilkesi gereğince tarafların istedikleri teslim şeklini aralarında
uygulayabilecekleri,
- Gümrük
mevzuatında CIF ve FOB teslim şekillerinin pek çok düzenlemede kullanıldığı,
örneğin Gümrük Kanununun 3/26’ncı maddesine “gümrüklenmiş değer” tanımında
sadece bu iki teslim şeklinin esas alındığı,
- Milletlararası
Ticaret Odası tarafından yayımlan Incoterms 2020 Kitapçığında yer alan
açıklamalara göre; Incoterms kurallarının tek başlarına sözleşme olmadıkları,
sözleşmeye dahil edildiklerinde sözleşmenin parçası haline geldikleri,
sözleşmeye uygulanacak hukuk kurallarını belirleyemedikleri,
Hükümleri göz önüne alındığında, firmalar
ile gümrük idaresi arasındaki söz konusu ihtilafın halen devam ettiği
görülmektedir.
Ezcümle; beyannamenin Gümrük Yönetmeliği
Ek-14’e göre doğru bir şekilde doldurulmamasından kaynaklı olarak geçmişte çok
sayıda usulsüzlük cezası ile karşı karşıya kalınmış ve halen de kalınmaya devam
edilmektedir. Firmalarca/Müşavirlerce beyannamenin doldurulması konusuna
gerekli özen gösterilmediği takdirde her teftiş/inceleme dönemimde de aynı
tablo ile karşı karşıya kalınacağı aşikardır. Dolayısıyla mağduriyetlerin,
şikayetlerin, itirazların vb. önüne geçebilmek adına beyanname düzenleyen
Firma/Müşavirlik çalışanlarına söz konusu husus hakkında gerekli eğitimin
verilmesinin faydalı olacağı düşünülmekle birlikte, kamu düzeninin ağır bir
şekilde ihlal edilmediği açık olan söz konusu firma hatalarına ilişkin alarak
yoğun bir şekilde ceza kararı düzenlemeden önce genel bir idari düzenleme ile
(genelge, dağıtımlı yazı vb) firmaların uyarılmasının, sonrasında ihlallerin
devam etmesi halinde ceza yoluna başvurulmasının daha yerinde olacağı ve toplum
vicdanı nezdinde daha uygun bir karşılık bulacağı düşünülmektedir.